Haber Detayı
04 Temmuz 2017 - Salı 13:49 Bu haber 289 kez okundu
 
ENVER PAŞA KARŞITLIĞINDA MAĞLUP DEVLETİN MAĞLUP KOMUTANLARININ PSİKOLOJİSİ
ENVER PAŞA Haberi


Enver Paşa karşıtlığı, Hayatta, Yurtta ve de Gözde kalabilmenin adıdır.

 

Mağlup Devletin Mağlup Komutanları Ve Psikolojisi 1  -İsmail Hakkı Okday-

 

Dünya Savaşının mağlup devleti yerini Anadolu’nun muzaffer devletine bırakmıştır. Anadolu yine Türk’ün yurdudur. Bu yeni döneme yeni bir tarih gerektirmektedir. Kendini eskinin üzerine bina edecek olan yeni dönem, eskiyi unutturmak zorundadır. Ama bir sıkıntı vardır. Yeniyi yazacak olan da eskinin kendisidir. Günün galip komutanları, dünün mağlup komutanıdır. Mağlup komutan eskiyi silemeyeceğine göre yapacağı tek şey eskiyle beraber kendisini temize çekmektir. Bunun da en kolay yolu suçu başkasına yıkmaktır. Bu noktada önlerindeki en büyük seçenek Enver Paşa’dır. Enver Paşa hem mağluptur hem de Ankara’nın kendisine tutumu iyi değildir. Mağlup komutanların hedef tahtasına Enver Paşa’yı koyması hem kendilerini hem temize çekecektir hem de onları Ankara’ya yaklaştıracaktır. Bu sayede kariyer basamakları da birer birer çıkılacaktır.

Mağlup devletin mağlup komutanları kimlerdir? İçinde bulundukları psikoloji nedir? Nerelerden nerelere gelmişlerdir? Birkaçını burada değerlendirmeye alalım.

***

            Gözde kalma derdinde olan komutanlardan bir tanesi de İsmail Hakkı’dır. İsmail Hakkı, Enver Paşa ve Mustafa Kemal ile aynı yaştadır. Saray hayatına yabancı değildir. Babası Sadrazam Ahmet Tevfik Paşa’dır. Enver Paşa ile bir ortak noktası da saraya damat oluşudur. İsmail Hakkı, Sultan Vahdettin’in damadıdır. Fatma Ulviye Sultan ile evlilik yapmıştır. Annesi İsviçreli bir Protestan olan Afife Hanım’dır. (Elisabeth Tschumi) Kurtuluş Savaşı için Anadolu’ya geçince Vahdettin, Ulviye Sultan ile İsmail Hakkı’yı boşayacaktır.

Enver Paşa, propagandası ile o da gözde kalma derdindedir. Enver Paşa karşıtlığı elbette onun da önünü açacaktır. Kurtuluş Savaşında 16 Tümen Kurmay Başkanı olarak kırmızı şeritli İstiklal Madalyası sahibi olmuştur. Savaştan sonra Dışişleri Bakanlığına girip Moskova, Anvers, Filibe, Bari, Basra, Viyana Başkonsoloslukları görevler yapmıştır. Yani talih kendisinden yanadır.

Enver Paşa hakkında tutarsız açıklamalar zikretme modasına o da kapılacaktır.

“Enver Paşa, bu emriyle beni yok etmek istemişti. İstemişti ama yüce Tanrım bu seferde beni korumakta devam edecek ve ben ölmeyecektim. Hâlbuki o gençliğine doymadan Türkistan’ın ücra köşesinde, kuş uçmaz kervan geçmez bozkırında bana layık gördüğü şehadet rütbesine kendisi ermiş oldu. Her şeye rağmen hatırasını yine de rahmetle anar ve kendisine Tanrı’dan mağfiret dilerim. Bugün düşünüyorum da aklıma gelen en uygun cihet, Enver Paşa’nın damatlar arasında askeri bir şahsiyetin –tabi kendisi müstesna- yer almama düşüncesi olsa gerekti. Zira Osmanlı hanedanı damatları arasında asker olarak benden ve kendisinden başka bir de Behiye Sultan’ın eşi Hafız İsmail Paşa vardı. Enver Paşa bu zatı da Erzurum’a göndermiş, zavallı paşa orada lekeli hummadan şehit olmuştu. Anlaşılan arkada kalan beni de Filistin Cephesi’nde ilk ateş hattına göndererek benimde şehitler kafilesine katılmaklığımı istemiştir.” (Bardakçı, Murat, Enver, İstanbul 2015 : 143)

            Okday’a göre Enver Paşa kendisini yok etmek istemiştir. Ama o mukadderat Enver Paşa’yı bulmuştur. İsmail Hakkı, şükür ki, Paşa’ya şehadeti lütfedip onu rahmetle anmıştır. Birincisi Enver Paşa’nın kendisine şehadeti layık gördüğü ifadesi oldukça yakışıksızdır. Şehadet birine nasip olacaksa onu lütfedecek olan sadece âlemlerin Rabbi Allah’tır.

            Enver Paşa, kendisinden başka aynı sonu Hafız Hakkı içinde düşünmüştür. Okday’a göre de bunda başarılı olmuştur. Okday’a göre Enver Paşa’nın yöntemi,  sevmediklerini ön cepheye salıp mutlak şekilde onlardan kurtulmaktır.

            Enver Paşa, birçok konuda eleştirilmesine rağmen hakkı teslim edilen konuların başında cesareti, korkusuzca vuruşması gelir. Kimilerinin karargâh görevi aldığı dönemde dağlarda çete kovaladığı herkesçe de bilinir. Gözü pekliği konusunda tonlarca yazı vardır. Okday’ın Hafız Hakkı’yı ölüme gönderdiğini iddia ettiği cephe olan Sarıkamış’ta da Enver Paşa en öndedir. Kendisini cephede yakından tanıyan Kazım Orbay’dan da bir örnek verelim.

 “Enver Paşa, başkomutan vekili ve ordu komutanı olarak arkada ve harekâtın bütününe hâkim olması gereken noktalarda kalamıyordu. Bir defa yine atlara bindik. İlerledik. Kolordu karargâhını geride bıraktık. Sonra cephe istikametinde Tümen karargâhını da geçtik. Bir süre sonra Alay cephesine vardık. Ama orada da durmadık. Hep ilerliyorduk. Taburlar ve ateş sahası içindeydik. Bronsar Paşa, beni boyuna sıkıştırarak Enver Paşa’yı uyarmamı istiyordu. Ben bunu yapamazdım. Ben yaverdim ve o kadar. Enver Paşa daha da ilerledi. Tehlikenin tam içindeydik. Bronsar Paşa, her adımda uyarılarını tekrarlıyordu. Bende ona bu uyarıları, Enver Paşa’ya kendisinin yapmasını söylüyordum. Fakat o da Paşa’ya bir şey söylemekten çekiniyordu. Bu gibi sahneler sık sık tekrarlanıyordu.” (Kösoğlu, Şehit Enver Paşa, İstanbul 2015 : 299)

            Bir örnek de 10 Şubat 1913 Şarköy çıkarmasına dâhil verelim. Başkomutanlığın kesin emri üzerine 10. Kolordu birliklerini geri çekmek üzere görevlendirdi. Bu sırada sağ ve sol yönlerden yoğun Bulgarların yoğun ateşi devam etmektedir. Enver Bey kolordunun kurmay başkanıdır. Ama artçı birliklerin genel komutanlığı kendisindedir. “Bu geri döndürme sürecinde topçu ateşi altında dahi görev yerinden ayrılmamış bulunan 10. Kolordu Kurmay Başkanı Yarbay Enver, bütün tehlikeleri adeta umursamadan ve hiçe sayarak iskele başında bulunuyordu. Ve en hassas olan bu bölgede gerekli düzenliliği sağlıyor ve artçı komutanlarına lüzumlu direktifleri veriyordu.” Eşine mektubunda sözünü ettiği “Hepimiz ölecektik. Denize atılıp boğulmaktansa, düşmanla dövüşe dövüşe ölmeyi tercih ediyorum.” dediği durumdur.  Sağ ve soldan gelen Bulgar kuvvetleriyle savaşırken, bir yandan da topçu ateşi altında askerleri gemiye bindirmeye devam eder. En son nakliye kolları bindirilmiştir. “Üzerinde son kafileyi taşıyan 30 kadar hayvanın bulunduğu bu dubalar da römorkörle çekilerek Gelibolu’ya gönderildi. Şimdi kıyıda bir elin parmaklarıyla sayılabilecek kadar bir avuç insan kalmıştı. Başlarında yine Kurmay Yarbay Enver’in bulunduğu bu bir avuç insan” iskeleyi havaya uçurduktan sonra yerlerinden ayrılacaklardır. Fakat çekilme sırasında elektrik telleri kesildiği için, düşündüklerini yapamazlar. “Saat 04.00 olmuştu. İşte bu sırada Kolordu İstihkam bölüğünden bir başçavuş ile er de son tombaza, son kafile olarak bindiler. Şimdi, şu anda karada bir kişi kalmıştı. Kolordu Kurmay Başkanı Enver, bu son kafileyi de salimen bindirdikten sonra kendisini bekleyen ve en son vasıta olan istimbota bindi.” (Hikmet Süer ATASE kaynaklarından akt. Kösoğlu 2015: 397-398)

 

 EMRE ATEŞ

 emreatesalp@gmail.com

Kaynak: (Millibilinç) - Milli Bilinç Editör: Emre ATEŞ
 
Etiketler:
Yorumlar
Ankara
Parçalı Bulutlu
Güncelleme: 24.11.2017
Bugün
-
Cumartesi
- 11°
Pazar
- 12°
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı