Haber Detayı
10 Aralık 2016 - Cumartesi 11:40 Bu haber 590 kez okundu
 
ENVER PAŞA'NIN ALMANLARLA İLİŞKİSİ VE BAKÜ MESELESİ
ENVER PAŞA Haberi


Enver Paşa’nın Dünya Savaşı esnasında Almanların yoğun tahakkümü altında kaldığı sıklıkla dillendirilmiştir. Kritik noktalarda Almanların sözü ile hareket etmesi ve bedelini devletin ödemesi şeklinde eleştiriler yapılmıştır. Bu eleştirilerin, Mustafa Kemal’i dayanak almaya çalışılarak ispata zorlandığı durumlar da olmuştur. Çanakkale Savaşında Mustafa Kemal’in Limon von Sanders’i eleştirmesi yükleminde kurulan cümleler ile Almanların ordu üstündeki etkileri anlatılmaya çalışılmıştır.

Kimse günün şartlarını dikkate almak istemeyecektir. Blok olarak red cevabı aldığımız Batılı devletlere karşı tek başına mücadele edemeyeceğimiz gerçeği hep göz ardı edilecektir. Tam anlamıyla hazırlıklı olmadığımız ve üstelik teçhizat anlamında sıkıntı yaşadığımız dönemde mecburi bir eğilim olarak Almanlara yanaşılması da konuşulmayacaktır. Büyük bir savaşın eşiğindesiniz, kader birliği yaptığınız ortağınızdan her türlü desteği almışsınız ve kendilerine kalkıp şunu diyorsunuz: hiçbir şekilde askeri planlarımıza sizi dâhil edemeyiz. Cephelerde görev veremeyiz. Savaş planlarına dâhil edemeyiz. Emrinize ordular veremeyiz. Net olan şudur; yol dönülmezdir ve bu yol Almanya ile birlikte yürünecektir.

Peki, denildiği gibi Enver Paşa etki altında kalmış mıdır?

Savaşa girildikten sonra Enver Paşa, Harbiye nazırı olarak askeri harekatın yönetimini de ele alacaktır. Ama kendisinin tamamen Alman boyunduruğuna girip onların her isteklerini yerine getirmeye çalıştığı şeklindeki görüşler kesinlikle doğru değildir. Alman belgeleri dahi Enver Paşa’nın çeşitli hususlarda Alman askeri yetkilileriyle çatıştığını göstermektedir. Önemli noktalara Alman subaylarını getirse de Enver Paşa, yeri geldiği durumlarda Almanlarla çatışacaktır. Kendi fikirlerine ve Osmanlı Devleti’nin menfaatine aykırı bulduğu kararları kabul etmeyecektir. Özellikle Dünya Savaşı sonlarına doğru Almanlarla sıklıkla çıkan anlaşmazlıklar kader birliği etmiş iki ortak devlet arasında çatışmaların yatışmasına neden olacaktır. Bakü meselesi bunun en somut örneğidir.

Musul’un İngilizlerin elinde olması, Alman ordusunun petrol ihtiyacını karşılayan Romanya rafinerilerinin tahrip edilmesi gibi sebepler Bakü’nün önemini daha da arttırıyordu. Bu stratejik önemin Almanya kadar Enver Paşa’da farkındaydı. Aslında dönem şartlarını ve coğrafyayı iyi tahlil eden herkes, Enver Paşa gibi düşünmekteydi. Halil Paşa da bu tahlili yapanlardan biridir. Halil Paşa, bölgedeki petrolün miktarından değerine kadar birçok bilgiye sahiptir. Buranın ele geçirilmesi ile Osmanlı’nın yaşadığı sıkıntıların bertaraf edileceğinin de farkındadır. Halil Paşa, telgrafında şunları dile getirecektir:

 “Bugün Bakü’deki mahzenlerde toplanmış petrolün bugünkü fiyatlara göre değeri, yüzlerce milyon lirayı bulmaktadır. Allah’ın lütfu olarak elde ettiğimiz bu kaynak, bütün mali sıkıntılarımızı karşılayacak niteliktedir. Ancak Tiflis murahhasımız Abdülkerim Paşa’dan aldığım bir telgrafta, dost ve komşu hükümetlerin bu hazine üzerinde eşit hak iddiasında bulundukları, hatta bu arada Azerbaycan’ı hiç hesaba katmadıkları anlaşılmaktadır. Bütün bu işlerin Almanlar tarafından çevrilmekte olan fırıldaktan başka bir şey olmadığını dikkatinize arz ederim.”   

Tarihler 1918 yılı ve Ocak ayını gösterdiğinde 3. Ordu, Enver Paşa’nın emriyle harekete geçecektir. Vehip Paşa Bitlis-Şirvan hattını tutmakla görevlidir ve o da şubat ayında yine Paşa’nın emri ile harekete geçecektir. 1.Kafkas Kolordusu 13 Şubatta Ermenileri dağıtarak Erzincan’a girip ve Erzurum’a yönelecektir. Başlarında da Kazım Karabekir vardır. Yakup Şevki Paşa komutasındaki 2.Kafkas Kolordusu bir koluyla Bayburt’a, diğer koluyla Rize’ye ve ardından Trabzon’a girecektir.

Tarihler 3 Mart 1918’i gösterdiğinde Sovyet Rusya ile Brest-Litovsk antlaşması imzalanır. Ruslar, ilhaksız ve tazminatsız barış ilkesi ile çekilmişlerdir. Fazla toprak kayıpları da istemiyorlardı. Burada devrede yine Enver Paşa olacaktır. Israrları doğrultusunda Brest-Litovsk Anlaşmasında Ruslara Osmanlı isteklerini kabul ettirecektir. Kars, Ardahan ve Batum ve Artvin artık geri alınmıştır.

1.Kafkas Kolordusu 12 Mart 1918’de Ermenilerce tahkim edilmiş olan Erzurum Kalesi’ni düşürerek şehre hakim olur. Türk birlikleri sahilden Hopa’ya ve doğuda Kars’a doğru ilerlemelerini sürdürürler. 2 Nisan da Van, 6 Nisanda Batum kurtarılır. Mayıs başlarında birliklerimiz 1877’deki sınırlarımızı geçerler. Artık Hazar ile irtibat kolaylaşmıştır. Yapılacak tek şey bir an önce harekete geçmektir.

Bu tarihlerde Kuzey Afrika’da bulunan Nuri Paşa, Enver Paşa’nın emriyle çağırılır. Yeni teşkil edilen orduların başına geçirilir. O sıralarda Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan bağımsızlıklarını kazanmaları şartları daha da kolaylaştırmıştır.

Yalnız bu gelişmeler, aynı ikmal ihtiyacı düşüncesini taşıyan Almanya’yı memnun etmeyecektir. Bu memnuniyetsizlik Almanya ile Rusya’nın yakınlaşmasını sağlayacaktır. Elbette ki bu yakınlaşma ile beraber Almanya, Osmanlı Devleti üzerine baskı kuracaktır.

Almanlar 23 Mayıs 1918 de Osmanlı Devleti’ne bir nota göndererek ilerleyişin durmasını isterler. İş işten geçmiştir. Enver Paşa kararını çoktan vermiştir.

Halil Paşa, Aras üzerinden Ermeni kuvvetleri püskürterek Nahcivan’a girip, 8 Haziranda da Tebriz’de olacaktır.

Osmanlı 9. Kafkas tümenine bağlı birlikler ile Almanya arasında 10 Haziran 1918 askeri çatışma yaşanacaktır. Vorontsovka’da meydana gelen bu çatışmada Enver Paşa tarafından bizzat Nuri Paşa’ya ateş emri verilecektir. Ok yaydan çıkmıştır. Geri dönüş yoktur.

Kafkasya olayları göstermiştir ki Enver Paşa hiç de Alman sevk ve idaresinin vasıtası olmamıştır. Enver Paşa, yine istediklerini almıştır. Yine kendi kararlarını uygulamıştır.

Nuri Paşa ise Gence’de karargâhını kurmuştur. İngilizler de Azerbaycan’ı kontrol altında tutan Ruslara ve Ermenilere destek için küçük bir birlik yollamıştır. Kafkas İslam Orduları ismi ile Nuri Paşa Bakü’ye 15 Eylül 1918 de hâkim olacaktır. İlerleyişi durmayacak ardından da Derbend alınacaktır. Ve Şimali Kafkasya Hükümeti ilan edilecektir.

“ Allah’ın yardımıyla Bakü Şehri, otuz saat şiddetli çarpışmalardan sonra, 15.9.1334’te saat 9 öncesinde zaptedilmiştir. Bütün birlikler ve özellikle Binbaşı Fehmi Bey komutasındaki 56. Alayın kahramanlığı zikredilmeye değer. Geniş bilgi sunulacaktır.”

Halil Paşa, yeğeni Bakü Fatihi Nuri Paşa için, “Cenagaver ruhlu ve büyük vatanperver Nuri Paşa’nın, bu, belki de hayatının en güzel günüydü.” diyecektir. Halil Paşa, şu şekilde devam edecektir: “ Şehir İngilizlerin denetimi altındayken Ermeniler ve Bolşevikler yerli Türk halkına karşı geniş bir katliama girişmişler. Şehrin her mahallesinde Ermeniler, Türklerden ceset kuleleri kurmuşlar… Ve bütün vahşetlerini ortaya koymuşlar. Küçük çocuklar kale burçları olmuş, kadınlar edep yerlerinden süngülenmiş ve bırakılmışlar.”

Türklerin Bakü’ye girmesi üzerine Almanlar bu seferde şehrin güvenlik yönetiminin kendilerine verilmesini isteyecektir. Hatta iki tabur göndermek için hazırlık yaptıklarını ekleyecektir. Durumdan haberdar olan Enver Paşa, Şark Orduları Grup Komutanı Halil Paşa’ya telgraf çeker.

“Bakü’ye gönderilmek istenen Alman taburu hakkında, Nuri, merkez-i hükümetten emir ve izin almadıkça, buna onay veremeyeceğini General Von Kress’e bildirdin. Eğer bunu dinlemeyerek zorla kuvvet göndermeye kalkarsa, bu duruma demiryolu köprüsünün attırılması ve her halde geçmelerine engel olunması uygundur.”

Halil Paşa, bir köprünün uçurulmasını sağlayarak Alman taburuna engel de olmuştur. Enver Paşa, benzer bir telgrafı Nuri Paşa’ya da çekmiştir. “ Goltz şahsına mahsus bir iki hizmetçi ile gelebilir. Ama, az miktarda dahi asker getirmesine müsaade edilmesin. Ve Gence’de bırakılmasını yazdığınız Alman askeri dahi derhal geri gönderilsin…”

Enver Paşa, Bakü’ye önemli miktarda para, silah ve cephane gönderir. Bir kısım Osmanlı Subaylarının Azerbaycan vatandaşlığına geçmesini sağlar. Bölgede etkinliğin derinleştirilmesi ile yeni kurulan cumhuriyetin temellerini sağlamlaştırmak istemektedir.

Süreç içerisinde, ekim ayında bir Osmanlı Müfrezesi de Dağıstan’ı da Rus işgalinden kurtaracaktır.

Artık, Bakü- Enzeli- Hemedan yolu da açılmıştır. Bu yolun açılması demek Bakü petrollerinden sonra İngiliz petrollerine de ulaşmaktır.

Stratejik petrol bölgelerinin önemi yanında Türk Dünyası ile temas noktası olan yerler ele geçirilmiştir. Buradan Sarıkamış’a da ufak bir parantez açmak gerekir. Aslında Sarıkamış’ta da güdülen amaçlardan biri budur. Elbette ki Sarıkamış, 1877 de kaybedilen toprakların geri kazanımı ve vuslatın son bulmasıdır. Elbette, Erzurum önlerine inan Rus kuvvetlerinin durdurulmasıdır. Ama arka planında yatan nedense ikmal yolları ve Bakü petrolleridir. Doğru cümleler ile kurulmayan tarih satırları, Sarıkamış Turan’a hapsetmiştir. Ama asla, o değildir.

Bakü petrolleri için Almanya ve Rusya aralarında anlaşırlar. Ruslar, petrolün dörtte birini Almanlara vermeyi taahhüt eder. Taahhüt eder etmesine ama Bakü ellerinden çıkmıştır. İstanbul bu anlaşmadan haberdar olur olmaz, Talat Paşa, soluğu Berlin’de alır. 23 Eylül 1918’de Almanya ile bir protokol imzalanır. Kafkas Devletlerinin Almanya tarafından tanınmasını sağlar. Petrollerin İttifak devletlerince kullanılacağını kabul ettirir. Kabul ettirdiği bir şey daha vardır. İçinde bulunduğu şartlarda dahi Büyük Düşünmeye devam etmektedir. Kırım ve Rusya Müslümanlarının milliyet haklarının tanınmasını isteyecektir.

Bakü ise, fatihi Nuri Paşa’yı sadece iki aya yakın bir süre ağırlayabilmiştir. Savaş sadece bu topraklarda devam etmiyordu elbette. Suriye cephesinde Limon Von Sanders komutasındaki Osmanlı Yıldırım Orduları, Edmund Allenby komutasındaki İngiliz ordusu karşısında Nablus’ta hezimete uğrayacaktır. Megiddo Muharebesi ile Sanders komutasındaki Yıldırım Ordularının yenilgisi ile tüm Suriye elimizden çıkacaktır. Muharebe sonunda Yıldırım ordularına bağlı 8. Ordu tamamen, 4. Ordunun ise bir kısmı dağıtılacaktır. Mustafa Kemal komutasındaki 7. Ordu ise Şam ve Halep’in kaybından sonra Kilis’in güneyindeki Müslimiye’ye çekilecektir.

Megiddo Muharebesi sonrası, İttihad ve Terakki yönetiminden sonra gelen Ahmed İzzet Paşa hükümetinin Mondros Mütarekesinin imzalanması, Enver Paşa’nın yurdu terk etmek zorunda kalması sonucunda Bakü’de bulunan Türk Birlikleri buradan ayrılacaktır. Bakü Fatihi Nuri Paşa’nın terk ettiği Bakü, önce İngilizler karşısında sonra da Ankara Hükümeti’nin imzaladığı Moskova Antlaşması ile Kızıl Ordu birlikleri karşısında boynu bükük kalacaktır.

 

EMRE ATEŞ

Kaynak: (Millibilinç) - Milli Bilinç Editör: Emre ATEŞ
 
Etiketler:
Yorumlar
Ankara
Çok Bulutlu
Güncelleme: 13.12.2017
Bugün
- 14°
Perşembe
- 12°
Cuma
- 12°
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı