Haber Detayı
22 Şubat 2017 - Çarşamba 00:22 Bu haber 396 kez okundu
 
İNSANLIK DRAMI HOCALI
TÜRK YURTLARI Haberi


Tarihlerin 1992’yi gösterdiği Şubat 25'i 26'ya bağlayan gece.

Evvela insanlığın yaşamını yitirdiği gece.

Sayısız Ermeni zulmünden sadece biri olan gece

Tüm Dünyanın sessiz kaldığı gece.

Resmi kaynaklarca, sadece milli kimliklerinden dolayı, sadece Türk oldukları için 613 sivilin katledildiği gece.

Sakat kalanın, esir olanın ölmekten beter olduğu gece

Akıbeti dahi bilinmeyen yüzlerce masumun ahının kaldığı gece.

Sağ kalsa ne çıkar; travmadan çıkamadığı gece.

Eline kan değmiş, Alçak Sarkisyan'ın;

"Türkler şaka yaptığımızı, sivil halka el kaldırmayacağımızı sanıyordu. Biz bu algıyı yıktık." sözleriyle işaret ettiği gece.

Fransız Gazeteci Junet'in;

"Pek çok savaş hikayesi dinledim. Ama böyle bir vahşet görmedim." sözleriyle tarihe not düştüğü kara gece.

Ermeni Gazeteci Kheriyan'ın;

"Gaflan denen ve ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, 100 Azeri ölüsünü getirip yığdı. Gelen son kamyonda ise bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ve yüreğini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyan isimli asker onu tuttuğu gibi cesetlerin üzerine fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar. Bana ateş içinden bir çığlık işittim gibi geldi. Yapabileceğim bir şey yoktu." diyerek, isyan ettiği gece.

Hamile kadınlar üzerinden "Kız mı, Erkek mi" iddiaya tutuşulup karınların deşildiği gece.

Bir Türk Çocuğu kan kaybından kaç dakikada ölebilir diye deney yapan soysuz doktorların anılarına not düştüğü gece.

5 yaşındaki kızı ile kaçan ve yaralı olan bir babanın, kızına son kez sarılıp öptükten sonra “sen git kızım ben sana yetişirim.” diye ömrünün en zor yalanını attığı gece.

Karabağ'ın kuzeyi ile güneyini birbirine bağlayan, havayolu ulaşımının sağlandığı tek bölge olan ve stratejik öneme sahip Hocalı ve maruz kaldığı soykırım, elbette tek geceden ibaret değildi. Öncesi de oldu sonrası da.

Kendilerini var edebilme kaygısı taşıyan Ermeni soysuzlarının sayısız sabıkalarından sadece bir tanesiydi Hocalı ve maruz kaldığı soykırım.

 Ermeniler ile Rus 366.ncı Motorize alayının yapmış olduğu bu vahşet, aradan geçen 25 yıla rağmen tam anlamıyla dile getirilmiş midir? Boş bir davaya dahi inanan, bu uğurda çalışan Ermenilerin davasına sarıldığı gibi bir Türk’ün sarıldığı dava olmuş mudur acaba?

Ürümçi’den bir farkı var mıdır? Kırım’dan, Batı Trakya’dan, Telafer’den, Kerkük’ten, Halep’ten aşağı mıdır? Srebrenitsa’ya çok mu uzaktır? Ermeni yeni bir düşman mıdır? Rus, Çin ne kadar ortaktır? Batı, ne kadar tanıktır?

“ Tek millet, iki devlet” ne kadar mutlaktır?

Meclisinden “Soykırım vardır.” diye haykıran Meksika, bizden daha mı Türk’tür? Azerbaycan’a daha mı yakındır?

Bir Meksika, Pakistan, Kolombiya, Çek Cumhuriyeti, Bosna Hersek, Peru, Honduras, Sudan kadar olmak bu kadar mı zordur?

Amerika Birleşik Devletlerinin onca eyaletinin “soykırım vardır.” demesi dahi utanmamıza sebep değil midir?

Rusya’nın hışmından korkup rahmetli Elçibey’e iki helikopteri çok görmek diplomatik yöntem ise kardeşliğin tanımı nedir?

Günümüzde ülkemizde hala eli kanlı katillerin itibar görmesi, bu diplomatik (!) dilin devam etmesi midir?

Türk Kadınlarının iffetini korumak pahasına canlarını verdiği, Akdamar Adası’nda Ermeni ayak izi, hangi turizmin hangi kriteridir? Göle atlayan “iffetli Türk kadınının” anıtlaştırılarak hakkının teslim edilmesi çok mu zordur?

Son söz; katliam mıdır? Soykırım mıdır?

Daha da acısı hesabı sorulmayan mıdır?

Unutulan mıdır?

 

EMRE ATEŞ

emreatesalp@gmail.com

 

Kaynak: (Millibilinç) - Milli Bilinç Editör: Emre ATEŞ
 
Etiketler:
Yorumlar
Ankara
Güneşli
Güncelleme: 17.10.2017
Bugün
5 - 20
Çarşamba
6 - 22
Perşembe
8 - 23
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı