Yazı Detayı
18 Temmuz 2017 - Salı 00:44 Bu yazı 52 kez okundu
 
SEÇİMLERE DAİR ÖNERİLERİM
Serhat KAHRAMAN
millibilinc2013@mynet.com
 
 

Mevcut seçim sistemi hür irademizi tam manasıyla yansıtıyor mu?  

Bu seçim sistemi ister istemez bir dayatmayı da beraberinde getirmiyor mu?

Konu demokrasi ise ve bu demokrasi kavramı seçme/seçilme hürriyetini gerçek manada ifade etmek için varsa, hür iradeyi temsil etmek gayesiyle ortaya atılmış kavramların altının artık doldurulması, gerekmez mi?

Parti Genel Başkanları oluşturdukları mutabakat masalarında kâh genel seçimler olsun, kâh yerel seçimler olsun; aday adaylarının başvurularını değerlendirir, (sözde) bir temayül yoklaması yapmak suretiyle milletvekili adaylarını belirlerler. Yaşı büyük olanları bırak, aklı eren herhangi bir çocuk bile bilir ki; mühür kimlerin elindeyse milletvekili adaylarını da, belediye başkan adaylarını da onlar belirler. Dolayısıyla, buradan vatandaşın hür iradesinin dosdoğru bir yansımasından asla söz edilemez.

Genel Seçimler gelir çatar…

Parti üyelerinin bilgisi alınmadan, parti üyelerine sorulmadan, onayları alınmadan oluşturulmuş; elinde mühür olan hükümranlar tarafından belirlenen listeler  ile seçime girilir. Bu listelerde kabul edelim ki, zaman zaman çok doğru tespitler ve tercihler olduğu gibi, 20’nci sıradaki aday 1’inci sıradakinden kat be kat üstün kalitede de olabilir.

Mevcut seçim sistemi bu bakımdan sakıncalı ve iradeyi dosdoğru, hakkıyla kesinlikle yansıtmamaktadır. Sıralamayı; seçime girecek olan partinin üyeleri, parti yöneticilerinin ve seçilmek isteyen aday adaylarının da bulunacağı bir ortamda “kongre” yapar gibi bir ön seçimle belirlemelidir. Bu iş,  belki biraz külfetli ve fakat olması icap eden önemli bir iştir.  Bu düzenleme gelecek güzel günlere gebe ise; biraz külfete, zahmete katlanmak gerekmez mi?  

En ufak fırsatı “nutuk sahası” olarak değerlendirmeye alan siyasîler (istisnalar hariç), madem samimiler, o halde bu işi dikkate almalıdırlar. “Hak, hukuk, adalet” sloganda kalmamalı, bir icraata mutlaka kavuşturulmalıdır.

Genel Seçimlerde Milletvekili aday adayları ve sıralamalar, Yerel Seçimlerde ise Belediye Başkan aday adayları hangi parti olursa olsun, yapılan bir düzenleme ile (kanunî düzenlemeden bahsediyorum) parti üyelerine seçtirilmeli, onların onayına sunulmalıdır.

Dayatma listelerle, dayatma adaylarla seçime gitmek yerine; üyelerin seçtikleriyle seçimlere gidilmelidir. İşte bu Türkiye’yi birebir yansıtmaya dair bir önerimizdir.  

Mesela; Ankara’yı ele alalım. Ankara’da YSK’dan alınan son bilgilere göre vekil sayısı 32’dir.

1-      Üyeler; parti yöneticilerinin gözetiminde 1 ay önceden belirlenen bir alanda, aday adaylarından herhangi birisi için kongre havasında oylarını kullanırlar.

2-      Üyeler tarafından seçilen adaylar (İlçeleri baz almıyorum, Ankara’nın bütünü için diyorum) arasında bir sıralama söz konusu değildir. 32’si de eşittir, eşit şekilde seçime girerler. Dolayısıyla “nasılsa seçilemeyecek sıradayım!” diyerek yan gelip yatma veya “nasılsa garanti yerdeyim!” diyerek yan gelip yatma işleri rafa kalkmış olacaktır.

3-      Üyeler tarafından seçilmiş 32 aday seçime girer, seçimde en yüksek oy alandan en az oy alana doğru 1-2-3-4-5 diye 32’ye kadar sıralama işte burada ortaya çıkar. Bunu da üyeler değil, sandığa giden vatandaş belirler.

Hülâsa, ne demek istediğimiz gayet açıktır.

Meclise gidecek adayları parti üyeleri seçmeli, parti üyelerinin belirlediği adaylar seçime “SIRALAMASIZ” girmeli ve sıralama en yüksek oy alandan, en az oy alana göre vatandaşın oyuna göre belirlenmelidir. Dolayısıyla biz diyoruz ki; belirli bir yönetici grup değil, vatandaş kimi isterse o meclise girsin.

Üyelerce belirlenip, vatandaşa takdim edilen aday listelerinin olduğu bir seçimde çok farklı sonuçlar ortaya çıkacağı muhakkaktır. Evvela meclise girmek isteyen adaylar arasında bir sıralama olmayacağı için, hepsi 1’inci olmak için çalışacaktır. Tekrar ediyorum; böylece “garanti sıra” veya “nasılsa seçilemeyeceğim sıradayım” gibi ifadeler ortadan kendiliğinden kalkmış olacaktır.

Şunu da demeden geçemeyeceğim; “ÜYE” dedim, “DELEGE” demedim. Çünkü üyelik şartları ile delegelik şartları ayrıdır. Delegeyi parti yöneticileri kafalarına göre belirleyebileceği aşikârdır, ki bu husus da düzenlemeye ve kanunî dayanağa muhtaçtır. Üyelik şartlarına haiz olan vatandaş gider, hangi partiye üye oluyorsa olur ve önüne gelen listede de oyunu hangi adayı istiyorsa hür bir iradeyle verir.

Tabi biz bunu teklif ediyoruz diye, üyelik işlerini de “kendileri ayar çekebilecek şekilde” düzenlemeye tabi tutmayı düşünen; işlerini sağlama almaya kalkanları da hesaba katıyoruz.

O yüzden evvela; üyelik şartlarına haiz olan kişi, partiye üye olduktan sonra öyle kimse kafasına göre “seni partiden ihraç ettim” diyememelidir. Önce bununla alakalı kanunî düzenleme yapılmalı, sonra bahsettiğimiz asıl konuya adım atılmalıdır.

Parti üyeliği ve parti üyeliğinden çıkartma işleri kanunî bir prosedür ile koruma altına alınmalıdır. Uyulmadığı halde mahkeme yolu açık olabilmelidir…

“Hak, hukuk, adalet” ise, elbette bu işlerde de %100 verim almak mümkün olmayabilir. Ama bir başlangıç, hiç yoktan iyidir!

Bütün hücumlara rağmen, fikrimiz özetle bu yöndedir.

Tanrı, Türk'ü korusun.

Serhat KAHRAMAN / 18.03.2015

 

 
Etiketler: SEÇİMLERE, DAİR, ÖNERİLERİM,
Yorumlar
Ankara
Mevzi Sağanak
Güncelleme: 17.08.2017
Bugün
18° - 30°
Cuma
18° - 30°
Cumartesi
17° - 31°
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı