Yazı Detayı
30 Kasım 2016 - Çarşamba 00:17 Bu yazı 876 kez okundu
 
1916 YILINDA TÜRKİSTAN'DA MEYDANA GELEN MİLLİ AYAKLANMA
Emin YARIMOĞLU
 
 

Rus Çarlığının Birinci Dünya Savaşı’na girmesi Türkistanlılar için de bir umut oldu. Çarlığın savaştan mağlup olarak ayrılması esaret altındaki Türkistanlıların da kurtulması anlamına geliyordu. Rusya’nın savaşın ilk yıllarında ağır kayıplar vermesi Türkistanlıların düşüncelerini doğruluyordu, Türkistanlılarda milli bilinç giderek bu dönemde belirgin bir şekilde arttı. Büyük kayıplara uğrayan Rusya bu durumu telafi etmek için Sibirya, Kafkasya ve Türkistan’dan cephe gerisinden çalıştırmak için işçi almayı düşündü.

Şubat 1916’da, Rus basınında özellikle Türkistan Haberleri gazetesinde askere alınmayan milletler için haberler yer almaya başladı. Bu haberlerde Türkistanlıların cephe gerisinde çalıştırılması konusunda Rusya’nın seferberlik ilan edeceği duyuruluyordu. Bu haberlerin yayılması Türkistan’da tepki ile karşılandı. Cedidçilerin önderleri bir araya gelerek bir toplantı düzenledi. Toplantıda bu kararın uygulanmaya koyulması ile beraber Türkistan’da ayaklanmalar başlatılması ve Türkistan’ın özgürlüğünün talep edilmesi kararlaştırıldı. Alaş Ordacılar ise bu karara uyularak silah kullanımı ve savaş tekniği öğrenilmesinin Türkistan’ın geleceği için faydalı olabileceğini düşündüler.

25 Haziran 1916’da Çar hükümeti tarafından yabancı milletlerden erkeklerin cephe gerisi hizmetlerinde çalıştırılması için seferberlik fermanı yayınlandı. Fermana göre yaşları 19 ile 43 arasında değişen Türkistan Genel Valiliğinden 250000, Bozkır Genel Valiliğinden 234055 kişi cephe gerisinde hizmet edecekti(1). Bu ferman ile birlikte temmuz ayında Türkistan’ın bütün bölgelerinde ayaklanma başladı. Bu ferman Türkistanlılar için bir bahaneydi. Yıllarca Çar Rusya’sı tarafından toprakları sömürülen Türkistan’da dil ve din politikaları ile asimilasyon çalışmaları da uygulanıyordu. Türkistanlılar genel valiliklerde sadece alt düzey görevlere getiriliyordu. Göreve getirilenlerde Çar hükümeti politikalarına uymak zorundaydı. Türkistanlıların verimli arazileri göçmen Ruslara pay edilmişti. Birinci Dünya Savaşı sırasında harp vergisi adı altında Türkistanlılardan zorla para toplanıyordu. Hasat zamanı Türkistanlı erkeklerin cephe gerisine gitmesi ağır vergiler yüklenen Türkistan’ın ekonomisini daha da çökertecekti.

Halk hareketi Türkistan’da hazırlıksız olarak meydana geldi. Türkistan’ın bütün şehirleri ve köyleri farklı zamanlarda Rus memurlara karşı ayaklandı. Ayaklanmanın bir merkezi yoktu. Göçebe Türkmenler, Yedisu’da Kırgız boyları, Bozkır’da Kazak boyları, Özbekistan’da özellikle Semerkant ve Fergana’da ayaklananlar kendi başlarına hareket ediyordu. Bundan dolayı birden fazla lider ortaya çıktı. Yedisu bölgesinde Ayuke oğlu Kanaat Beg idaresinde, Karakul kazasında Çabdan Batır’ın oğulları Muhiddin ve Hüsameddin Begler idaresinde, Bozkır’da Kazak boyları Kıpçak Beglerinden Abdülgaffar idaresinde hareket ettiler(2).

1916 yılındaki fermana karşı en şiddetli ayaklanma Kırgızların yaşadığı coğrafyada meydana geldi. Kırgızlar ortak şekilde hareket ederek birçok şehri işgal ettiler ve Ruslardan cephane ele geçirdiler. Türkistan Genel Valisi Kurapatkin Kırgızlara karşı pek çok asker gönderdi. Göçmen Ruslarda askerlere yardım etmeleri için silahlandırıldı. Çıkan olaylarda binlerce Kırgız, Doğu Türkistan’a göç etmek zorunda kaldı(3). Göç etmeyen aileler Ruslar tarafından katledildi. Kırgızların malları müsadere edilerek Ruslara verildi(4). Kırgızların Doğu Türkistan’a göç etmesine ve Ruslara direnmesine Kuşçubaşı Hacı Sami ve arkadaşları da yardım etmiştir(5). Göç ederek hayatlarını devam ettiren Kırgızların bir kısmı çocuklarına Samibek adını vermiştir.

Özbekler ilk olarak Hocend’de fermana karşı geldiler. 4 temmuz günü halk emniyet müdürlüğü binasına gelerek cephe gerisine çağrılacakların listesini talep etti. Bu istek memurlar tarafından kabul edilmedi ve olaylar çıktı. Halkın üzerine ateş açıldı ve ölenler oldu. Ayaklanma Semerkant, Fergana, Cizzah, Hokand, Taşkent, Namangan gibi şehirlerde hızla yayıldı. Cizzah ve çevresindeki ayaklanmalar şiddetli şekilde bastırıldı. Ruslar bastıramadığı ayaklanma için destek istemek zorunda kaldılar. Özel Rus birlikleri bu bölgeye sevk edildi ve Cizzah şehri yerle bir edildi. Cizzah şehrinin köyleri tamamen yağma edildi ve insanlar öldürüldü(6). Cizzah çevresinde olduğu gibi Fergana, Andican, Namangan ve diğer şehirlerdeki insanlarda göç etmek zorunda kaldılar.

Kazaklar arasında Rusların cephe gerisinde çalıştırmak üzere işçi alma düşüncesi yayılınca farklı görüşler ortaya çıktı. Kazak gazetesinde bir kısım Kazak aydını bu isteklerin kabul edilmemesi gerektiğini belirtirken bazı aydınlarda Duma(7)’da Kazak temsilci sayısının arttırılması şartı ile bu isteğin kabul edilmesi görüşünü savunmuştur. Fakat halkta aydınların çoğu gibi bu fermanın iptal edilmesini istiyordu. Rusların fermanı uygulamadaki kararlılığı sonucu Evliya Ata’da başlayan ayaklanma Urallara, Astarhan’a ve Akmolla’ya yayıldı. Kazak bozkırlarında en şiddetli ayaklanma Turgay bölgesinde meydana geldi. Başlangıçta Ruslara karşı başarılı mücadele eden Kazaklar, tek bir merkezden yönetilmediği için aynı başarıyı devam ettiremediler. Binlerce Kazak cephe gerisi hizmete alındı. Kabul etmeyen binlercesi sürgüne gönderildi. Kazaklardan alınan arazilere Rus göçmenler yerleştirildi(8).

Türkmenistan’daki ayaklanma Kızıl Su vilayetindeki göçebe Türkmenler tarafından başlatıldı. Göçebe Türkmenlerinin ayaklanması hızlı bir şekilde Türkmenlerin bulunduğu bütün vilayetlere sıçradı. Ayaklanmayı önlemek için 1916 yılının kasım ayında Kurapatkin Sırderya Valisi Madridov’a 8000 Rus askeri, 18 top ve 17 makineli tüfek vererek Türkmenistan’a gönderdi. Ruslar su kuyularını kumla doldurdular. Halk üzerinde baskı uyguladılar(9). Türkmenlere ait ne varsa yağmaladılar. Türkmen kadınlarının boyunlarındaki ziynet eşyalarını bile bırakmadılar. Şubat inkılabından sonra tevkif edilen Madridov’un evinde yapılan aramalarda Türkmen kadınlara ait 272 kilo gümüş süs eşyası bulunmuştur(10). Diğer bölgelerde olduğu gibi binlerce Türkmen öldürüldü ve arazileri Ruslara verildi.

Ayaklanma Türkistan’ın genelinde şubat 1917 tarihine kadar devam etti. Binlerce kişi cephe gerisinde çalıştırılmak üzere Rus cephelerine gönderildi. Rusya savaştan çekilene kadar cephe gerisinde mecburi olarak çalıştılar. Bu işçilerden birçoğu cephede hastalıktan ve hayat şartlarından öldü. 1916 yılında Türkistan’da çıkan ayaklanmada ölenlerin sayısı bir milyondan fazladır. Türkistan ahalisinden 673.000 kişi öldürüldü. 300.000 fazla kişi bölgeyi terk etmek zorunda kaldı. Bir milyon kişinin malı mülkü Ruslar tarafından yağma edildi. Yerli halkın %50 atı, %39 sığırı, %55 devesi, %50 koyun-keçisi çıkan olaylardan dolayı ya öldü ya da Ruslar tarafından el konuldu(11). Ruslar bu ayaklanmayı doğrudan doğruya Rusya’ya karşı yapılan Panislamcı, Pantürkçü bir hareket olarak gördüler. Türkistan Genel Valisi General Kurapatkin bu ayaklanma hakkında yazdığı raporunda, ‘’Ayaklanma doğrudan doğruya Enver Paşa’nın kışkırtmasıdır’’ diye belirtmiştir. İsyancıların büyük çoğunluğu ajanlıkla suçlanmıştır(12). Sovyet Rusya döneminde yazılan eserlerde ve bilimsel toplantılarda ayaklanma Çar rejimine karşı yapıldığı için Türkistanlıların görüşlerinin çoğu doğru kabul edilmiştir. Fakat gerçekle ilgisi olmayan görüşlerde mevcuttur. Çarlığa karşı Türkistanlıların Rus göçmenlerle beraber mücadele ettiğini belirten Sovyet tarihçiler bunu işçi sınıfının haklı bir ayaklanması ve 1917 devriminin bir parçası olarak kabul etmişlerdir. 1916 ayaklanmasında Türkistanlılar sınıf ve boy ayrımı olmaksızın Rus zulmüne karşı ayaklanmıştır. Türkistanlılar sadece Rus askeri birliklerine karşı değil silahlı Rus göçmenlere karşı da mücadele ettiler. Ayaklanma başarı ile sonuçlanmasa da Çar rejiminin yıkılmasında büyük etkisi olmuştur.

1-Baymirza Hayit, Rusya ve Çin Arasında Türkistan, Otağ Yayınları, Ankara, 1975 , s.206.
2-Abdulkadir İnan, Türkistanda 1916 Yılındaki Ayaklanma, Türk Kültürü Dergisi, Türk Kültürünü Kültürü Dergisi Araştırma Enstitüsü Yayınları, Sayı 12, Ankara, 1963, s.26.
3-Kırgızlar 1916 yılındaki ayaklanmayı Ürkün adı ile anmaktalar. Ürkün; telaş içerisinde kaçma anlamına gelmektedir.
4-Çağatay Koçar, Atayurttan Anayurda Türkistanlılar, Ekrem Matbaası, Adana, (?), s.12-13.
5-Ali Bademci, 1917-1934 Türkistan Milli İstiklal Hareketi Korbaşılar ve Enver Paşa (1. cilt), Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2008, s.79-80.
6-Çağatay Koçar, Atayurttan Anayurda Türkistanlılar, Ekrem Matbaası, Adana, (?), s.13-17.
7-Rus Çarlığında meclise verilen isim.
8-Mehmet Saray, Yeni Türk Cumhuriyetleri Tarihi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, İstanbul, 2014, s.153-155.
9-Veli Kayyum Han, Milli Türkistan, sayı 117a (Kasım-Aralık), Düsseldorf (Almanya), 1966, s.9-10.
10-Abdulkadir İnan, Türkistanda 1916 Yılındaki Ayaklanma, Türk Kültürü Dergisi, Türk Kültürünü Kültürü Dergisi Araştırma Enstitüsü Yayınları, Sayı 12, Ankara, 1963, s.27.
11-Hamdan Sadıkov, Narzulla Jorayev, ‘’Özbekistan Tarihi (Çar Devrinde), Taşkent, 2011, s.511-512.
12-Dr. M. H. Ertürk (Baymirza Hayit),Milli Türkistan, sayı 72-73A , Nisan-Haziran 1951, s. 31.

 
Etiketler: yazar
Yorumlar
Ankara
Az Bulutlu
Güncelleme: 16.08.2018
Bugün
18° - 34°
Cuma
18° - 35°
Cumartesi
17° - 33°
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı